Boşanma ve Çocuk | Psikoloji ve Danışmanlık

Boşanma ve Çocuk

bosanma-cocuk

Aile kurumu; çocuğun gelişimi, sağlıklı bir insan olabilmesi için duygusal gereksinimlerinin karşılandığı bir yerdir. Ailenin çocuk üzerindeki etkisi, doğumundan önce başlar ve bütün yaşamı boyunca sürer. Aile üyelerinin davranışları ve birbirleriyle ilişkileri çocuğun yaşamını birinci derecede etkiler. Evlenme, aileyi meydana getiren, toplumsal ilişkileri şekillendirip, sağlamlaştıran, sözleşmeye dayalı bir anlaşmadır. Aileyi oluşturan bireylerin ruhsal yapıları, davranış biçimleri, beklentileri ve etkileşimleri aile içi sorunlara neden olmaktadır. Ailedeki birey sayısının çokluğu, sorun sayısı ve çeşitliliğini de beraberinde getirir. Aile bireylerinden birisinin kendi iç sorunu ya da iki birey arasındaki sorun tüm aileyi etkilemektedir. Aile içinde yaşanan huzursuzluk ve gerginlik başta çocuklar olmak üzere, aile bireylerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Her aile ve çift boşanma kararı öncesinde, boşanma süresinde ve sonrasında belirli süreçlerden geçer. Boşanma Öncesi çiftlerde birbirlerine yabancılaşma başlar. İlişkide tatminsizlik ve bu gerçeğin fark edilmesiyle korku, üzüntü, kaygı, yetersizlik duyguları, boşluk hissi ve suçluluk duyguları oluşur. Eşler birbirleriyle sürekli tartışırlar, yüzleşmeye çalışırlar. Birbirlerine karşı fiziksel ve duygusal olarak içe kapanma ve çelişkili duygular yaşarlar. Çiftlerden birinde veya her ikisinde depresyon görülebilir. Kızgınlık, ümitsizlik, çaresizlik duygularına bağlı olarak karşı tarafla pazarlık yapma, kavga, tehdit, inkâr, intihar girişimi, yas tutmaya başlanır. Ardından gelen yoğun öfke sonrası fiziksel olarak ayrılarak kanuni işlemler başlatılır. Ekonomik düzenlemeler ve varsa çocuklarla ilgili pazarlıklar başlar.

Yeni arkadaşlıklar, yeni meraklar ve yeni aktivitelerde roller alınır. Varsa çocuklar için yaşam günlük bir rutine oturtulur. Yavaş yavaş durumu olduğu gibi kabul etme, yeni bir kimlik oluşması, kendine güvenme ve duygusal boşanmayı tamamlama, kendinden emin olma, bağımsızlık ve bireysellik duygularının yükselmesi ile birlikte yeni partner veya sevgi nesnesi arama dönemi başlar. Çocukların durumlarına alışmaları ve kabullenmeleriyle birlikte yeni yaşam biçimi oluşur.

Bir evliliği başa çıkılamayan, çözüm üretilemeyen, süregen sorunlarla devam ettirmenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, bazen boşanmanın kendisinin yaratacağı etkilerden daha fazla ve yıkıcı olabilir.

5 yaşından küçükler;

  • Kederli görünebilir,
  • Başka insanlardan korkabilir,
  • Anne/babadan ayrılmak istemeyebilir,
  • Uyku problemleri yaşayabilir,
  • Yemek problemleri yaşayabilir,
  • Huysuzluk nöbetlerine girebilir,
  • Tuvalet eğitimiyle ilgili zorluklar gösterebilir,
  • Boşanmadan kendilerini sorumlu hissedebilirler (buna özellikle 3-5 yaş arasındaki çocuklarda rastlanır)

Okul çağındaki çocuklar;

  • Karamsarlaşır, içe kapanır,
  • Öfkelenebilir,
  • Dikkati dağılır, toplanamaz,
  • Huysuzluk krizleri geçirebilir,
  • Sürekli sızlanır,
  • Saldırganlaşabilir,
  • Anne-babayı tekrar bir araya getirme çabasına girer,
  • Anne ya da babadan birisinden yana olmaları bekleniyormuş gibi taraf olur.

Ergenlik çağındaki çocuklar;

  • İçe kapanabilir,
  • Mutsuz hissedebilirler,
  • Öfkesini kolayca gösterebilir,
  • Saldırganlaşabilir,
  • Vakitsiz veya riskli cinsel ilişki, uyuşturucu kullanımı gibi riskli davranışlara girebilir,

Boşanma Kararı Alan Aileler Durumu Çocuklarına Nasıl Açıklamalı?

  • Genellikle çocuklardan bilgi saklamaya çalışmanın sonuçları olumsuz olur. Çocuklar hakikati öğrenmek isterler ve öğrenmeleri de gerekir. Ancak gerçek, onların yaşlarına uygun bir biçimde anlatılmalıdır. Çocuklara doğrudan ve açık bir biçimde bilgi verdiğimizde, bazı şeyleri sosyal çevrelerinden tesadüfen öğrenmelerini de önlemiş oluruz. Olayı başkalarından duymaları, anne-babalarına veya yetişkinlere duydukları güveni ciddi bir şekilde sarsabilir.
  • Ailelerin boşanmaya karar verdiklerinde, bunu; çocuğa birlikte söylemeleri önemlidir. Bu, boşanma kararından önceki aşamalarda yaşananlara şahit olan çocuğun yeni durumu anlamasına yardımcı olabilir. Eşlerin, çocuğun önünde birbirlerini suçlamamaları, öfkelerini sağlıksız bir şekilde yansıtmamaları da, olayın travmatik etkisini azaltabilir.
  • Çocuğa “boşanmanın” ne demek olduğu basit ve yalın bir dille hiçbir eleştiriye girmeden anlatılmalı ve çaba gösterilmesine rağmen anlaşmazlıkların giderilemediği fikri açıklanmalı.
  • Çocuk, anne ve baba arasında gidip gelmemeli, asıl bir evi olduğunu bilmeli ve benimsemeli. Çünkü çocukta sarsılan güven duygusu anne-babayı düzenli ve sürekli görmesiyle yeniden yapılandırılabildiği unutulmamalı.
  • Sorularına dürüstçe, gereksiz detaylara girmeden cevap verilmeli. Onları, boşanmanın sorumluları olmadıklarına ikna edilmeli. Onları sevdiğinizi ve onlarla her zaman ilgileneceğiniz söylenmeli.

Çocuklar, boşanma kararından, yaşına ve cinsiyetine göre farklı bir biçimde etkilenirler. Çocuklar boşanmanın ne anlama geldiğini bilseler bile boşanma kararına hiçbir zaman hazır olamazlar. Hele de anne-baba, problemi çocuklarına yansıtmamışsa ve çocuklar olumsuzluklara tanık olmamışsa şok etkisi daha da artar.


YUKARI